Kapat

White God (Beyaz Tanrı) (Fehér isten) Film Yorumu

Anasayfa
Film/Kitap Öneri White God (Beyaz Tanrı) (Fehér isten) Film Yorumu

Merhaba değerli pativer okurları ! Bugün sizlere White God (Beyaz Tanrı) filminden bahsetmek istiyorum.

DİKKAT: Öncelikle , önemle belirtmek isterim ki bu film öyle sandığınız gibi köpekleri anlatan minnak bir film değil. Film 18 yaş ve üzeri izleyiciler içindir ayrıca şiddet, korku, olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

FİLM BİLGİSİ

Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış Ödülü” alan, yönetmenliğini Kornel Mundruczo’nin yaptığı Macaristan yapımı film, Türkiye’de filmekimi organizasyonu ile vizyona girdi. Film aynı zamanda 51. Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi uluslararası film kategorisinde aday gösterildi.

FİLMİN KONUSUNA GENEL BİR BAKIŞ

Filmin açılış sahnesinde onlarca köpeğin, bisikletli bir kızın arkasından koştuğunu görüyoruz. Daha sonra film sizi bu soru işaretleriyle bırakıp bir köpekle bir kızın dostluk hikayesine sürüklüyor. Macar hükumeti tarafından safkan olmayan köpeklerin toplanıp, barınaklara gönderilmesi sonucu 13 yaşında bir kız çocuğu olan Lili’nin, köpeği Hagen’i kurtarmak için verdiği mücadeleyi ve insanlarla köpekler arasında çıkan savaşı anlatan bir filmdir. Lili annesinin yanından ayrılıp babasıyla yaşamaya başladıktan sonra Lili, Hagen ve Lili’nin babası arasında olaylar patlak verir. Macar hükumeti safkan olmayan köpekler üzerinden vergi alır. Vergi verilmediği zaman hayvanlar toplatılır ve barınaklara bırakılır. Bir komşusu tarafından ihbar edilen ve vergi ödemek istemeyen baba, çözümü Hagen’i atmakta bulur. Lili, bir müzik okulunda trompet çalan, Hagen’e bağlı bir kızdır ancak babasının Hagen’i sokağa bırakmasından sonra zaten araları bozuk olan baba-kız arasında çatışmalar başlar. Ancak sokak köpeklerine karşı büyük bir dışlama ve sevgisizlik gösteren Macar halkı karşısında sokak köpeklerinin hiç şansı yoktur.

Bu ayrılık sonunda olayları Hagen’in gözünden görmeye başlarız. Bir yandan çok sevdiği dostunu kaybetmenin acısıyla boğuşan, diğer yandan dışarıdaki tehlikelere göğüs germeye çalışan Hagen, iyi huylu karakteri sebebiyle büyük hasara uğrar. Ne yazıktır ki bu hasar onda kalıcı bir etki bırakır ve onu değiştirir. Bu değişimle beraber gelen intikam duygusu filmin asıl konusunu oluşturuyor.

İlgili Yazı:  The Bear (1988)

SPOILER

Macar hükumeti tek suçları safkan olmamak olan bu köpekleri toplamak üzere iş başındadır. Bu durumdan habersiz Hagen, yiyecek ve barınak sıkıntısının ardından bu sorunla yüzleşmeye çalışacaktır. Bu tehlikenin üstüne bir tinerci tarafından yakalanan Hagen, köpek tüccarları tarafından satın alınır, adı Max olur ve köpek dövüşlerine sokulur. Bu süre zarfında dostunu aramaya devam eden Lili’nin çabaları maalesef sonuçsuz kalır ve yine bu sürede Hagen’in değişimi başlar. Türlü işkence ve eziyetler sonucu bir katile dönüşen Hagen, dönüşü olmayan bir yola girer. Dövüşme illetinden kurtulan Hagen’in sonu barınak olur ancak o kadar saldırganlaşmıştır ki barınaktaki hayvan bakıcısının boğazına saldırarak onu öldürür. Tam bu sırada kafesin kapısını kapatamadan ölen bakıcının üzerinden yüzlerce köpek kaçmaya başlar.

Böylece Macaristan’da bir köpek istilası başlamış olur. Onlarca köpek, ordu disipliniyle hareket eder ve şehrin sokaklarını istila eder. Hagen’in yönettiği köpek ordusu, intikam almaya sözleşmişler gibi Hagen’e zarar veren herkesi tek tek öldürmeye başlarlar. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen dostunu aramayı kafasına koyan Lili ile Hagen’in karşılaşması sonunda Hagen’in önce onu hatırlamayıp daha sonra Lili’nin trompet çalması üzerine Hagen ve diğer köpeklerin sakinleşmesi ile film biter.

Filmin eziyet sahnelerinde izleyecekleriniz için çok üzgünüm zira ben hayatımda saçma bir zevk için böyle bir işkence yapıldığına tanıklık etmedim. Zavallı Hagen’i dövüşü kazanması için türlü türlü işkencelere sokan gaddar adam filmin sonunda hak ettiğini buluyor, bu konuda içiniz rahatlayabilir.

FİLMDEKİ ŞİDDET SAHNELERİ NASIL ÇEKİLDİ ?

Bu konu hakkında filmin yönetmeni ile yapılan röportajda, köpeklerin çoğunun barınaklardan alındığı ve bir hasara uğramadığı hatta daha sonra bu köpeklerin evlat edindirildikleri açıklanmıştır. Oyuncular, köpeklerle çalışmaya olumlu yönde bakmış ve çekimlerden 3 ay önce tanışmaya başlamışlardır.

İlgili Yazı:  Cengiz Aytmatov - Elveda Gülsarı

Yapılan röportajı şuraya ekliyorum : http://collider.com/white-god-kornel-mundruczo-interview/

FİLMDEN NE ÇIKARMALIYIZ?

Duyguların değişimi ile gelen inanç kaybını görmekteyiz. Hagen, diğer insanları da sahibi Lili gibi iyi görse de onların başka yüzleri olduğunu fark eder. İki yüzlü ve çıkarcı insanları görmenin yanında saf bir sevgiyi kirletmenin acımasız sonuçlarını da gözler önüne seren bir film. Kalbindeki sevginin yerini yavaş yavaş nefrete bırakan Hagen bu acımasızlıklar karşısında giderek insanlara benzer ve bu değişim, içindeki Max’i ortaya çıkarır. İntikam alma hırsına bürünen köpek, bir isyan başlatır ve onun lideri olur.

Köpeklerin insanlara nasıl bu kadar benzediğine hayret edip filmi izlerken, tarih boyunca ezilen ve isyan çıkaran birçok ırk akla geliyor. Film köpekler üzerinden aslında insanlık tarihindeki kara lekeleri su yüzüne çıkarmayı amaçlamış, bu amaçla azınlıkların yaşam haklarını korumak için hükumetle çatışmalarını akla getirmiştir. Çıkarları ve egoları uğruna insanlara ve hayvanlara zulüm edenlerin hiçbir ceza almadan ortalıkta dolaşmalarını gözler önüne seren bu etkileyici filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

“White God (Beyaz Tanrı) (Fehér isten) Film Yorumu” üzerine 2 yorum

  1. Hilal says:
  2. jhmy says:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir