Kapat

Nesli Tükenmekte Olan Hayvanları Nasıl Koruyabiliriz?

Anasayfa
Genel İçerik Nesli Tükenmekte Olan Hayvanları Nasıl Koruyabiliriz?

Şuan soyu tehlikede olan birçok hayvan bulunuyor. Bunların arasında Afrika fili, Kutup ayısı, suaygırı ve hatta ateşböcekleri yer almakta. Bu gerçekten üzücü bir durum. Özellikle bu hayvanların neslinin tükenmesinin sebeplerinden birinin insanların yarattığı çevre kirliliği olması… Maalesef bu zamana kadar soyu tükenmiş hayvanları geri getiremeyiz. Fakat, aynı dünyayı paylaştığımız bu masum hayvanları korumak için yapabileceğimiz bazı şeyler var. Değişim için hiçbir zaman geç değildir.

Halihazırda bahsetmişken, çevre kirliliğine değinelim. Bir gün, dışarıya çıktığınızda, yerlere bakın. Önceden fark ettiğinizden daha çok çöp atık göreceksiniz. Bunlara dikkat ettiğinizde üzülmemek mümkün değil. Çünkü bu sadece sizin mahallenizde ya da şehrinizde değil. Ormanlarda, denizlerde, okyanuslarda her yerde. Bir keresinde vapura bindiğimde, denizde yüzen on tane plastik şişe saymıştım. Sigara izmaritleri, plastik poşet hatta ayakkabı bile gördüm. Binbir türlü canlının evi olan denizi böylesine kirletmenin karşılığı var… Yalnızca, biz o karşılığı almadan bazı şeyleri yapmamaya dikkat etmeliyiz.

Artık her yerde, neredeyse yirmi metrede bir çöp kutuları var. Sigara paketinizi ya da peçetenizi çöp kutularına atmak sizden ömür çalmayacak. Ama çöpleri çöpe, plastik atıkları da geri dönüşüme atmak ömrünüze ömür katacak. Düşünsenize, iki sene önce yere attığınız bir pet şişe 998 yıl sonra ancak yok olacak. Biz insanlar en fazla 90-100 yaşına yaşarken, arkamızda çöp bırakmak yerine, çocuklarımıza ve torunlarımıza fillerin olduğu, denizlerin temiz, ağaçların hala yaşadığı bir dünya bırakalım. Ormanları ve denizleri kirletmeyelim. Herkes yapıyor, ben bir kişiyim ne fark eder diye düşünmeyin. Değişim, insanın kendisinde başlar.
Pek çok insanın bilmediği bir konuya da değinmek istiyorum. Hayvanat bahçeleri, doğal yaşam parkları ve sirkler.
Doğal yaşam parkı ve hayvanat bahçesi belki masum gözükebilir gözünüze. Ama kanmayın. O hayvanlar sokakta bulunmuş ve barınmak için oraya koyulmuş değiller. Kendi yaşam ortamlarından koparılıp para karşılığında, parmaklıklar ardından insanlara sunulmak üzere hapsedilmiş hayvanlar. Biz insanlar nasıl yabancı bir ortamda korkuyor ve tedirgin oluyorsak, onlar da aynı durumdalar. Çoğu zaman iyi bakılmayan, bazen aç ve susuz bırakılan, yazın güneş altında yorgun düşen masum canlılar… Bu tür yerlere gidip o kötü insanların para kazanmasına destek olmayın.

İlgili Yazı:  Sessizliği Dinleyenler

Hayvanları kendi ortamlarında görün. Deniz kenarına gidip martıları izleyin. Sokak kedi ve köpeklerini sevip onlara mama ve su verin. Bunu yaparsanız hem siz hem de o hayvanlar mutlu olacak, gerçekten.
Ve sirkler. Ah. Bu kelimeyi yazarken bile üzülüyor ve ürperiyorum. Fillerin, aslanların hatta köpeklerin küçücük kafeslere tıkıştırılıp seyyar bir şekilde, şehir şehir dolaşıp aç bıraktıkları hayvanları kırbaçla insan önüne sunuyorlar. Yine para için. İnsanoğlunun para için yapmadığı kalmadı… Hayatımda bir kez gittim. Ve ağlayarak çıktım. Hiçbir hayvan bu eziyeti hak etmiyor. Onların sesi çıkmıyor, bir bebek gibi ağlayamıyorlar diye, insandan değeri az değil kesinlikle! Lütfen sirk sahiplerine para ödeyerek onları daha çok hayvan işkencesine teşvik etmeyin.

Biraz da beslenmeden bahsedelim. Türkiye’de vegan olmak çok zor, biliyorum… Olanları da çok takdir ediyorum. Vejeteryanlığı tercih eden insanların sayısı çok az. Kimseye et yemeyi bırakın, diyecek halim yok. Fakat haftanın bir günü sadece bir günü et ve süt ürünleri yemediğimiz zaman inanın çok fark yaratmış oluyoruz. 4 yıl vejetaryen yaşadıktan sonra, bazı nedenlerden ötürü et yemeye başlamak zorunda kaldım. Ama şimdi ben de haftanın bir günü, bazen iki günü vegan besleniyorum ve vicdanım bu sayede rahatlıyor. Bu hem yılda birkaç hayvanı kurtarmamızı sağlıyor, hem de hayvan kesim fabrikalarının harcadığı su miktarını azaltıyor. İnanın, o sulara 20-25 yıl sonra çok ihtiyacımız olacak.
Yemeseniz hayatınızdan bir götürüsü olmayacak ama başka canlıların ölüm sebebi olan palm ağacı yağı hakkında konuşalım. Bu besin ağacının yetiştiği yerlerdeki maymunların ve bir sürü hayvanın besin kaynağı. Ağacın kendisi de birçok canlının yuvası. Ama palm yağını almak için insanlar bu ağaçları kesiyor ve oradaki tüm hayvanlar açlıktan ölüyor. Bir ekibin, palm ağaçlarının tamamen kesildiği bir şehre gittikleri bir videoyu izledim. Bir maymunu yerde ölmeye yakın buluyorlar ve acil bakım çadırlarına taşıyorlar. Şuan maymun bakım altında zar zor yaşamını devam ediyor. Ama kendi doğal ortamında değil… Son derece acı veren bir görüntü.

İlgili Yazı:  Kanlı Güzellik: Hayvan Deneyleri

Ama gerçek… Ben maymun ve türlerini özellikle çok seviyorum ve onların bu şekilde yok olmaya başladıklarını görmeyi istemiyorum. Yiyeceklerinizi alırken içinde palm ağacı yağı/palm yağı yazan ürünleri almamaya özen gösterin. İnsan vücuduna da son derece zararlı bir besin.

Soyu tükenmeye başlayan hayvanların neredeyse hepsi günlük hayatımızda görmediğimiz hayvanlar. Ama bu, sokakta gördüklerimizin de bir gün yok olmaya başlamayacakları anlamına gelmiyor. Sokakta gördüğünüz yaralı hayvanlara yardımcı olmak, sandığınızdan daha kolay ve ucuz. Yaşadığınız semtin belediyesinin veterinerleri var ve sokakta bulup getirdiğiniz hayvanları ücretsiz olarak iyileştiriyorlar. Sonra tekrar sokağa salınıyor tabii ama sağlıklı bir şekilde! Yolda arabayla bir hayvanın üzerinden geçip umursamayan insanlardan olmayın. Farklı olun farkında olun. O hayvanların 112’si yok…

Son olarak mama bağışı ve sahiplenme üzerine konuşmak istiyorum. Herkesin ekonomik durumu başka bir cana bakmaya uygun olmayabilir. Ama eminim ki arada bir ayırabileceğimiz 10-20 TL’miz olabilir. Kendi şehrinizin barınaklarındaki hayvanlar için mama alıp onları besleyebilirsiniz. Çok mutlu olacaklardır!
Durumu uygun olan hayvanseverlerimiz de, petshoplardaki binlerce liraya mal olan hayvanlar yerine barınaklardan ya da sokaktan bir canlıyı sahiplenmesi harika olurdu. Onların bir yuvaya çok ihtiyacı var. Evet, petshoptaki hayvanlar da birer canlı. Ama onların her zaman alıcısı var. Sokak hayvanların yok… Siz bir melez sahiplenin ve yeni arkadaşınızın hayatınızı olumlu yönde değiştireceğini göreceksiniz.

 Hiçbir iyilik, her ne kadar küçük olursa olsun, boşuna değildir. -Aesop

The following two tabs change content below.

Dilara Yavuzer

Hayvansever ve kitap kurdu.

“Nesli Tükenmekte Olan Hayvanları Nasıl Koruyabiliriz?” üzerine 2 yorum

  1. Dilara Yavuzer says:
  2. Cem Akdaş says:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir