Kapat

Fabl

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba dostlar..

Özellikle son yıllarda hayvanlara yapılan eziyetleri gördükçe hepimizin içi parçalanıyor. Bireysel olarak hiçbirimizin yeryüzündeki tüm hayvanları koruyabilecek gücü yok. Bu konuda bizlere düşen görevlerin ne olduğunu düşünmekte fayda var.

Her şeyden önce herhangi bir canlıya şiddet uygulandığına şahit olduğumuzda tüm gücümüzle yardım eli uzatmak tüm insanlığın boynunun borcu. Fakat en büyük görevin toplum çapında bilinç uyandırmak olduğuna inanıyorum. Peki biz bu konuya bireysel olarak nasıl faydalı olabiliriz? Elbette bunun en sağlıklı yolu henüz öğrenmeye ve keşfetmeye fazlasıyla hazır olan çocuklardan başlamak. Onların küçük yaşta hayvanların doğasıyla tanıştırılması, bir hayvan tarafından sevilmenin ne kadar harika bir duygu olduğunun fark ettirilmesi çok önemli bir detay. Çocuklarımızın doğaya ve canlılara saygı ve sevgi duyan bireylere dönüşmesini sağlamak en birincil sorumluluğumuz. Onlara hem okuma alışkanlığı hem de hayvan sevgisi aşılamak için okuma yazmayı öğrendikleri andan itibaren fabllara yönlendirmenin çok faydalı olacağını düşünüyorum.

O halde öncelikle fablın kısaca bir tanımını yapalım:

Fabl; karakterleri çoğunlukla hayvanlardan seçilen, sonunda bir yaşam dersi ortaya koyan, genellikle uyaklı/şiirsel yazılmış öykülerdir.

Elbette bir çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmak çok kolay bir iş değil. Çocuğumuz çok hareketli ve sıkılgan olabilir. Okumaya pek yönlendiremesek bile en azından öyküleri eğlenceli hale getirerek biz okuyarak dinlemelerini sağlayabiliriz.

İlginizi çekmesini ümit ederek birkaç fabl örneğini buraya bırakıyorum.

Keçi Can Pazarında

Keçiciğin aklı bir karış havada ya, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekip gitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; hemen görmüş keçiciği:

“Heh, işte ağzıma lâyık bir lokma. Yaşasın!” demiş.

Keçicik, bakmış can pazarı. Hiç kurtuluş murtuluş yok: “Eh, n’apalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt .” demiş. “Madem ölüm kapıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim..

“Kurt, “Son isteği zavallının… “demiş. Bulmuş bir kaval, füyt füüyt çalmaya başlamış. Kurt çalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt, durumu anlayıp oyuna geldiğini sezinlemiş:

“Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kurban!” demiş.

Zamansız bir işe kalkışmanın sonu budur. Ölçmeli, biçmeli adımını ona göre atmalı. Tersi oldu mu, işte böyle Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurundan olursun.

(Aisopos, Ezop Masalları, Tarık Dursun K. Mayıs 1981.)

 

İlgili Yazı:  Hayvanseverlerin Yaptırmak İsteyebileceği 15 Sevimli Dövme

 

 

Horoz ile Tilki

Görmüş geçirmiş, anasının gözü bir horoz

Tünemiş bir ağacın dalına.

Kurnaz tilki, sesini yumuşatarak, ona

Dedi ki: “Kardeşçiğim, artık dostuz;

Barış oldu hayvanlar arasında.

Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim;

Ama Allah aşkına oyalanma;

Çünkü bilirisin ya, başımdan aşkım işlerim.

Oysaki siz serbestsiniz daima,

İşleri düşünemeye bilirsiniz;

Hem artık siz yardım da ederiz.

Ama, kuzum, in de aşağıya bir

Doya doya öpeyim gözlerinden”

“Kardeşim” dedi horoz, “Bu mutlu haberinden

Daha güzel bir haber almazdım şüphesiz.

Bu nefis

Bu mutlu haberinden.

Üstelik bunu senden öğrenmekle

Sevincim iki kat oldu. Ama, dur hele.

Bunu müjdelemek için olacak,

Bak iki tazı geliyor koşarak”

Hızlı da koşuyorlar; haydi ben ineyim de

Hep birden öpüşelim tazılar geldiğinde.

“Hoşça kal ” dedi tilki, “Yolum biraz uzunca,

Kutlarız bu barışı yeniden buluşunca.”

Çabuk toplayıp tası tarağı,

Külhani bir anda tırmandı dağı.

Bir iş çıkmamıştı numarasından.

O sırada çalının arkasından,

İhtiyar horoz kıs kıs gülüyordu.

Oyunbazı oynatmak pek tatlı oluyordu.

(La Fontaine’den çeviren; Orhan Veli Kanık)

 

Aslan ile Fare

Herkes herkese yardım etmeli,

Ben büyük, o küçük dememeli

İki masalım var bunun üstüne,

Başka da bulurum isteyene.

 

Aslan toprakla oynuyormuş bir gün;

Birde bakmış pençesinde fare,

Aslan, aslan yürekliymiş o gün,

Kıymamış canına, bırakmış yere.

Boşuna gitmemiş bu iyiliği.

Kimin aklına gelir,

Farenin aslana iyilik edeceği?

 

Etmiş işte, hem de canını kurtarmış.

Günün birinde aslan

Biraz çıkayım derken ormandan,

Düşmüş bir tuzağa,

Ağla içinde kalmış;

Kükremiş durmuş boşuna;

Bereket fare usta yetişmiş imdada;

Bu iş kükremekle değil,

Kemirmekle olur demiş.

 

Başlamış incecik dişlerini işletmeye

Gelmiş ipin hakkından kıtır kıtır.

Bir ilmik kopunca ağdan hayır mı kalır?

Sabır, biraz da zaman

Güçten, öfkeden daha yaman.

 

(La Fontaine Masalları -Çev. Sabahattin Eyüboğlu)

 

Bunlar da edinmek isteyebileceğiniz bazı kitaplar:

İlgili Yazı:  BİZ KİMİZ?

İyi okumalar ve bol patili günler..

The following two tabs change content below.

İrem Akgül

Pativer.net Editörü. İnstagram'dan takip et! @akgul.iremm Merhabalar. İstanbul Üniversitesi'nde hem Metalurji ve Malzeme Mühendisliği hem İktisat okuyorum. Hayvanlara tutkum sanırım doğduğum anda başlamış olmalı çünkü kendimi bildim bileli onlarla içli dışlıyım. Onlar bizim hayatımızı güzelleştiren en değerli ayrıntılar. Tüm hayvanseverlere kucak dolusu sevgiler..

》İrem Akgül (tüm yazıları gör)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir